Yıkılacak Edebiyat (I)
- Oğuzhan Oğuzbey
- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yıkılıyor mu her gün göklere kadar çıkan duvarın bir taşı daha. Ben niye göremiyorum Nurullah abi. Yıkıldığını sandığınız o duvar belki de yeniden inşa edilmiştir de siz, hep o “yıkıldı”ya kanmışsınızdır.
Ne iştahlısın mektubunda mazinin yıkılacağından bahsederken. Kuvvetli, yıkıcı bir gençlik hayal ediyorsun, yepyeni bir edebiyat. Hürmet yok, iman edilecek bir geçmiş yok, eskiler yok. Ellerini nasıl ovuşturuyorsun. Yazık, zarını boşa atmış olacaksın. Ütopyan, pek de hayallerinizdeki gibi çalışmıyor.
Biz güzel zamanlarda yaşamıyoruz Nurullah Bey. Ben sana anlatayım ama neden insan illa ki “yıkılacak bir edebiyat” arar, ararsa da bulur mu onu da konuşalım.
Aklımı okuduğum şeyler çok bulandırıyor. Sana isim vermekte tereddütlüyüm. Belki tehlikelidir bazıları. Bu sıralarda aklımdan geçen şey “edebiyatın tekerrür” ettiği. Her çağ ve dönemde. O yüzden diyorum sana “yıkılacak bir edebiyat” bulunabilir mi diye. Yeni sandığımız ne varsa ne kadar yenidir, diye düşünüyorum. Sen gençliğin ateşine iman ediyorsun. Sen romancı Philippe gibi dört gözle barbarları bekliyorsun. Gelip de bu köhne eskileri ve kitaplarını yaksınlar diye. Eskileri yaksınlar da kitapları kalsa iyi olur sanki Nurullah Bey. Biz her devirde geçmişe cahil kalıyoruz.
Yanlış anlama beni sakın. Eskiyi çok yücelttiğimden ya da beğendiğimden demiyorum bunları. Gençlik ki her devirde eskiye göz devirerek bakıyor. Sadece baksa iyi. Hep birden hareketle yıkıyor, talan ediyor. Evet, eskileri okuyor, biliyor, önlerinde diz çökmüyor. Gençliğin şanı eskiyi yıkmasından ve yeniyi kurmasındandır. Öyledir evet. Bir çağ yangını gibi sarmıştı bu sizin zamanınızı, şimdiyi ve geleceği. Biliyorum. Ama maziyi hiçe saymak neyi değiştirir? Varsa eğer yıkılacak bir edebiyat yok sayalım, yıkalım. Bizimkiler inkâr ettikleri, yıktıkları şeyin yerine yenisini koymuyor Nurullah Bey. İşte gücü buna yetmiyor. Çünkü asıl kuvvet ve şan bitmiş eserin kendidir. Senin anlayacağın dille, beyhude bir yağma ancak maymun iştahlı bir “delikanlının” işidir.
Yeni bir çağ başlıyor Keziban diye müjdelediğin çağ, “Hiçbir itikadı, hiçbir peşin hükmü olmayan, hiçbir devirden örnek almak istemeyen, kendini maziden kalan kitapların aynasında değil kendi yaptığı aynada anlayacak” olan tabula rasa’lar yarattı.

***
Bana gelince, sanki yaşlıların tarafındaymışım gibi göründüğümü biliyorum. Ben sadece size hürmet ediyorum Nurullah Bey. Hürmetim olmasa cevap vermezdim bu yazdıklarınıza. Yoksa her şeyin tabula rasa olmasına iman etmek pek de hürmet edilecek bir fikir değil. Yıka yıka değil yapa yapa inşa edilir. Bir gençlik varsa ve yıkacaksa da ne kadar yıkılır o zemin bilemiyorum. Yıktığımızı sandığımız şeyleri hiç yıkamamış ve yeniden aynısını kurmuşsak diye düşünüyorum.

Yorumlar