

Bir Sepet Hayal’e Sığınanlar
İnsan, yaşadığı ortalama yetmiş yıl boyunca her an başka bir hikâyenin içine doğmakta ve doğurulmaktadır. Bu hikâyeler bazen insanı doğruya bazen eğriye götürür. Aslında insan doğruya mı eğriye mi gideceğine kendi karar verir. Bazen de kader ağlarını hiç ummadığımız şekilde örer ve insan bir mahcubiyetle karşısında bulduğuna öylece boyun eğer. Recep Seyhan’ın Bir Sepet Hayal kitabındaki hikâyeler tam olarak kaderin ağlarını örerken insana, hayvanlara ve en nihayetinde çağa da


Yıkılacak Edebiyat (I)
Yıkılıyor mu her gün göklere kadar çıkan duvarın bir taşı daha. Ben niye göremiyorum Nurullah abi. Yıkıldığını sandığınız o duvar belki de yeniden inşa edilmiştir de siz, hep o “yıkıldı”ya kanmışsınızdır. Ne iştahlısın mektubunda mazinin yıkılacağından bahsederken. Kuvvetli, yıkıcı bir gençlik hayal ediyorsun, yepyeni bir edebiyat. Hürmet yok, iman edilecek bir geçmiş yok, eskiler yok. Ellerini nasıl ovuşturuyorsun. Yazık, zarını boşa atmış olacaksın. Ütopyan, pek de hayall
Büşra Çelik
Rabia Altuntaş: Düşlerinde Elma Kokusu’nun kapağını açınca beni tefekküre sevk eden bir ithaf çıktı karşıma: “Kalbini toprakta büyütenlere…” Toprakla anlatılmak istenen ne olabilir? Nasıl bir şey ki kalbi büyütmeye vesiledir? Satır aralarına gizlenen toprak kelimesine takılmaya başladı gözüm… Çınarın gölgesindeki toprak, çorak toprak, engereğin süzülüp geçtiği toprak, beyaza bürünen toprak, kırlangıcın yuvasını inşa ettiği toprak, doğup büyüten toprak… Ve “Doyurmayan Toprak.”