top of page


Pinokyo
Bir özür borçluyum belki de sana. İşe önce bununla başlamam lazım. Onca mektubuna bir cevap vermeyerek ayıp etmiş oldum biraz. Yine de hak verirsin ki cevap hakkını esirgediğin bana, sen de bir özür borçlusun. Gide’in Angele’sini tercih ederdin biliyorum. Sana karşılık verecek bir mektup arkadaşı tasavvur etmedin sen. Cevap verebileceğimi de düşünmedin zaten. Hayaller âleminden seçtiğin bir genç kızın kanlı canlı gerçek olacağına da inanmazdın. Hayret edersin şu an belki de
Keziban Soylu
23 Haz2 dakikada okunur


Althusser Bana da Adımla Seslensin (II)
Üç eder Nurullah abi. Kim olduğumu bilmeye çalışmamın üçüncü mektubu bu sana. Kimlik bunalımı yaşamıyorum. Kendimi Pinokyo’ya benzetmem, senin bana bir isim vermen ya da Althusser’den kimlik dilenmem bir bunalımın göstergesi değil merak etme. Yürüdüğüm yolu bilmek istiyorum ben daha çok. Madem edebiyata armağan edilmiş bir ruhum diyorum, o zaman tanıyayım ve bileyim neyin nesidir bu iş. Hani “hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin?” Sen bilmezsin bu dizeyi. İsmet Özel’indir. S
Keziban Soylu
23 Haz3 dakikada okunur


Yıkılacak Edebiyat (I)
Yıkılıyor mu her gün göklere kadar çıkan duvarın bir taşı daha. Ben niye göremiyorum Nurullah abi. Yıkıldığını sandığınız o duvar belki de yeniden inşa edilmiştir de siz, hep o “yıkıldı”ya kanmışsınızdır. Ne iştahlısın mektubunda mazinin yıkılacağından bahsederken. Kuvvetli, yıkıcı bir gençlik hayal ediyorsun, yepyeni bir edebiyat. Hürmet yok, iman edilecek bir geçmiş yok, eskiler yok. Ellerini nasıl ovuşturuyorsun. Yazık, zarını boşa atmış olacaksın. Ütopyan, pek de hayalle
Keziban Soylu
23 Haz2 dakikada okunur
Subscribe
bottom of page