top of page

Türk Mitolojisini Sevenler İçin Dersimiz: Canavar | Sebahat Meraki, Merve Çakır

Yazarın fotoğrafı: Nev Hikâye
Nev Hikâye
2 gün önce
3 dakikada okunur

Merve:


Hatice Durmaz’ın Dersimiz: Canavar isimli ilk hikâye kitabı Şubat 2023’te Şule Yayınları’ndan çıkmış. İçinde toplam yirmi iki hikâye var, 183 sayfa. Bence bir hikâye kitabına göre hacimli fakat ismiyle, kapağının rengiyle ve kapaktaki ejderhayla hemen dikkatimi çeken bir kitap oldu. Turuncuyu ve ejderhaları ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Ama kitabı okumak istememi sağlayan sadece bu değildi tabii, fikrini çok sevmiştim. Arka kapak yazısına göre kitap bize Türk mitolojisinin eşsiz canavarlarını ve efsanevi kahramanlarını vadediyor. “Canavarların birbirini nasıl var ettikleri, insanın onlarla mücadelesi, onlarla nasıl başa çıktığı ya da nasıl canavarlaştığı da Dersimiz: Canavar’da.” diyor arka kapakta. Özellikle bu iyi bir fikir. Hâl böyle olunca bu konulara az buçuk merakı olan insan alıp okumak istiyor kitabı. Beklentisini de ister istemez yükseltiyor. Fakat elimizdekinin bir ilk kitap olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum.

        

Hikâyelerde kendimce takıldığım hususlar olsa da öncelikle fikir olarak ilginç bulduğumu söylemiştim. İlk hikâye olan “Adsız” da bu ilginçliği destekler nitelikte. Bir sınıf ortamında geçen hikâyenin özellikle başında “Eee devamında ne olacak?” diye soruyor insan, merak ediyor. Hikâyede bir atmosfer sorunu olduğunu düşünsem de bu, meselenin nereye varacağını merak etmeme engel olmadı. Bahsettiğim atmosfer problemi zannediyorum öğretmenin tavırlarından kaynaklanıyor. Rol yapan birini görüyoruz orada. Bu nedenle zaten tavırları yapay olur denilebilir ancak her hikâyenin kendi dünyasında bir sahiciliği olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra birkaç cümleyle de olsa eleştirel söylemlerin yer alması benim açımdan güzel ve dikkate değerdi.

        

Esasında kitabın genelinde atmosfer sorunu olduğunu söyleyebilirim. Hikâyelerin dünyasına tam manasıyla girmek benim için mümkün olmadı. Bir de yine kitabın genelinde yer yer nasihatvari cümleler gözüme çarptı. Bunun da hikâyeye zarar verdiğini düşünüyorum. Son olarak söylemeliyim ki kitaptaki canavar kavramı sadece mitolojik hikâyeleri anlatmak için kullanılmamış. Hikâyeleri okuduktan sonra “Buradaki canavar insanın içindeki canavar olabilir mi?” diye bir soru beliriyor insanın zihninde.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Dersimiz: Canavar’la ilgili sen ne düşünüyorsun? Sence bu kitabın okuru bol mu olsun?


Sebahat:


Kitabın görsel olarak çekiciliğiyle ve yazarın yazdığı konu bakımından farklı bir yol deniyor olması ile ilgili söylediğin olumlu yorumlara katılıyorum. Dersimiz: Canavar, belki de teknik olmasa da konu bakımından deneysel türde bir kitap. Ancak denemeler çok riskli olabiliyor. Ya çok sevilir ya hiç sevilmez genelde. Hatice Durmaz’ın kitabı ise benim için ortada.


Detaylı ve betimleyici kelimelerin sık kullanıldığı metinleri sevenlerin hoşlanacağı bir dili var yazarın. Betimlemeler bana biraz fazla gelmişti, bu da hikâyeleri yavaşlatmıştı. Bu durum tek başına çok rahatsız edici olmayabilir ancak diğer teknik unsurlarda eksikse metin çok ağır, akmayan bir dile sahip olabilir. Kaldı ki akıcılığı engelleyen unsurlardan biri de diyaloglarda sezdiğim yapaylıktı benim için. Ayrıca bu noktada senin de değindiğin atmosferin gerçekliğinin eksik olması hususunda diyalogların da etkili olduğunu düşünüyorum. Bunlardan bağımsız olarak yazar, göstermeye değil de anlatmaya yönelik bir tarz benimsemiş. Zaten mitolojik ögeleri seven ve günümüze taşıyan bir yazar için olası bir tarz.


Öyküler, özellikle büyülü gerçeklik anlatımlarını sevenler için ilgi çekici. Kitabın neredeyse yarısına kadar olan öykülerde geçmişi günümüze taşıyan yazar, diğer öykülerinde biraz daha geçmiş dönemin içerisinden anlatmış canavar hikâyelerini. Metinlerin geneli de bir solukta okunacak kadar kısa ancak yukarıda bahsettiğim sorunlardan ötürü kısa vakitte okuyamadım ben Merve, sanırım sen de…


Tek tek öykülere değinmeyeceğim çünkü ne kadar aralarında ilgi çekici olanlar varsa da bir yerden sonra öyküler tekrara düşmüş. Senin de bahsettiğin gibi hacimli bir kitap bu ve temelinde canavar hikâyeleri var. Bu durumda daha fazla metin elemesi yapılabilir miydi, bence yapılabilirdi. Zira özellikle kitabın sonlarına doğru okuduğum metinler benim için çok benzerdi. Hâliyle bu durum, bir müddet sonra okura bıkkınlık verebiliyor. Öyküler kendi içinde sorunsuzken bile bu duygunun yaşanması ihtimali yüksekken çok da iyi olmayan kitaplarda haneye fazladan bir eksi yazdırabilir.


Son olarak yazarın eline sağlık, diyorum. İlk öykülerini derlediği kitabının çok daha üzerinde bir ikinci kitap beklemekteyiz kendisinden. Bana sormuş olduğun soruyu ben de okurlara yönelteyim Merve, sizce Dersimiz: Canavar’ın okuru bol mu olsun?


Yorumlar


Yeni yazılardan haberdar olmak için abone olun

bottom of page