Pencerelerimizden Sarkan Dünya | Büşra Tektaş
Alim isimli novella eserinin ardından Şubat 2025’te okurlarıyla buluşan Ayşe Bağcivan’ın Hece yayınları çıkışlı ikinci kitabı Pencerelerinden Dünya Sarkardı yirmi üç öyküden oluşuyor.
Bağcivan’ın kitabının genel temasını ölüm oluşturuyor: “Teyzem,” “1410,” “Beyaz Konağın Beyaz Düşü,” “Gülbeyaz Günleri,” “Annemin Zuhal Yıldızları,” “Filizkıran, Ziyaret,” “Çivi,” “Çakı Çakmak Ustura Bıçak,” “Güldeste,” “Ekim Sancısı,” “Kabuk” ölümün içinde misafir edildiği öyküler. Hayatımızdaki en yalın gerçek olan ölüm çoğunlukla çocukların gözünden anlatılmış bize. Yalnızlık, kimsesizlik, ıssızlık ve çaresizlik soğuk bir hava katmamış bilakis dünyanın gerçekleri olarak serpiştirilmiş satırlara. Ölümün işlenmediği hikâyelerde de farklı acı ve haksızlıklar gündeme getiriliyor. Yazar hayattaki bazı durumların ölüme denk olduğunu söylüyor sanki. Deprem ve Gazze gibi güncel konulara yer verilmiş olması öykülerin çağını yansıtan dertli bir gönlün kaleminden çıktığını hissettiriyor. Hapishane, gazino, hastane, mezarlık, otogar ve benzeri muhtelif yerlerde geçen olaylar başarılı bir şekilde yansıtılmış. Eserdeki bir diğer vurgu anne. Sondaki küçürek öykü diyebileceğimiz “Kabuk” hikâyesinde bunu daha belirgin görüyoruz. Karakterlerin isimleri bazen hiç geçirilmezken bazen de “Şaka Niyazi” ve “Çivi” öykülerinde olduğu gibi sıra dışı adlandırmalar tercih edilmiş. Bağcivan, “mavi, düş, deniz, zaman” gibi bazı kavramları öykülerinde sıkça geçirerek vurgulamış. “Hâkim Bey” hikâyesinde Ege şivesine yer veren yazar ülkemizin farklı noktalarını ve insanlığın ortak acılarını birleştirerek gözlerimizi doldurmayı başarıyor. Öykülerin başında yer alan epigraflar metni süsleyen tatlı dokunuşlar olmuşlar.
Esere genel hatlarıyla nostaljik bir hava hâkim. Sayfaları çevirdikçe sakin bir muhitte ahşap küçük bir kulübecikte gibi hissediyoruz kendimizi. Masamızın üzerinde kitap, kalem, kâğıt ve kocaman pencereleri olan bir oda. Kapakta olduğu gibi insanın içini ferahlatan aynı zamanda tefekküre sevk eden manzara, ahşap küçük bir radyonun cızırtılı sesi ve iki fincan kahve; buyurmaz mısınız?



Yorumlar