top of page

Masalsı Bir Dille Yoğrulan Öyküler: Böyle Uğuldar Ağaç

  • Ayşe Şahin
  • 23 Haz
  • 2 dakikada okunur

“Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden 

ürktüğümüz akşam vakitlerinde…”

Böyle Uğuldar Ağaç, Zeynep Eşin’in altıncı öykü kitabı. Alakarga Kitap’tan Mayıs ayında çıkan kitabın içinde sekiz öykü bulunuyor. 


İnsanın doğa ile kurduğu çarpıcı, kimi zaman güvensiz ilişkisine mercek tutan öykülerden oluşuyor kitap. Masalsı bir dil kitabın geneline hâkim. Konuşan hayvanlar, empati yapabilen baykuşlar, sevgilisini aldatan kunduzlar kitabın ana karakterlerinden. Bir yerde masal varsa gerçeklikten kaçış da vardır diyebiliriz pekala. Ki Zeynep Eşin’in öykülerinin özeti niteliğindeki kavram da tam olarak bu. Kitaba adını veren öyküde de gözümüze çarpan ilk şey yine bu gerçek dışılık. Konuşan ağaçlar, şarkı söyleyen rüzgârlar, öfkeli yağmurlar bu öyküde de kendine yer bulan masal kahramanlarından. Kimi zaman oldukça çocuksu, masumane bir yerden yazdığı öyküleri bir anda yine başka bir gerçek dışılığın etkisi ile kana bulanabiliyor. Bir karakterin ölüm sahnesini detaylıca anlatan yazar “yazdıklarım yalnızca masalsı olmaktan çok öte” der gibi. 


Ağaçlara, ormana, suyun sesine kulak vermediğimiz bir dünyanın yaşanılır olmaktan çıkması temelinde öyküler okuyoruz Böyle Uğuldar Ağaç’ta. Burada özellikle her yaz mevsiminde üzülerek konuştuğumuz orman yangınları özelinde baktığımızda da yazarın doğayla olan ilişkisini bir kere daha takdir etmek gerekiyor. Yazar burada artık onları duyabilen, anlayabilen, iletişim kurabilen karakterler yaratarak da bu iletişimi öncelediğini bir kere daha gösteriyor. Duyamadığımız ama anlayabildiğimiz kelimeler olduğuna dikkat çekerek sessiz, asil, güçlü duran bu varlıkların aynı zamanda bir iletişim öznesi olabileceğini vurguluyor. 


Yazarın beslendiği yerin gerçek-dışılık olduğunun altını bir kere daha çizmeliyim zira yazar hemen her öyküsünde bu minvalde karakter yaratıyor. Çizgisini genelde bu temele oturan yazar okura da tematik öyküler okuma fırsatı sunuyor. Okuduğumuz öykülerde yer yer gerçek ve gerçek olmayanın çizgisi bulanıklaşıyor. Hatta karakterler bile burada buna dair vurgulamalar yapıyor. Okuduklarımızın hangisi karakterin rüyası, hangisi bir başka karakterin hayali, hangisi gerçek bazen ayırt edemiyoruz. Burada denediği bu teknik kitabın geneline yayılıyor. Okur buraya kadar okuduğunda bile esinlenilen yazar olarak Edgır Elın Po’yu (Edgar Allan Poe) anımsayacaktır. Ki yazarın son öyküsünde de bizzat bir atıf sayılacak kadar büyük bir ayrıntı görüyoruz bence. Yine bu öyküde de tematik çizgisini bozmuyor yazar. Hayaletler, görünmeyen yaratıklar ve bunlarla iç içe yaşayan gerçek insanlar. İşte Zeynep Eşin’in son öykü kitabının özeti sayabileceğimiz cümle de bu. Doğanın içinden karakterler ile tabiatla ilişkimiz için yeni bir pencere açıyor yazar. Kimi zaman çok güvenli olan doğa kimi zaman tehditkâr olabiliyor ve bunu kitabın öykü akışında da görmekteyiz.  


Kitapta yer yer var olan yazım yanlışları ve cümle düşüklüklerini belirtmeden geçemeyeceğim. Bu kadar güçlü temalar için belki daha özverili bir dil kullanılabilir miydi, elbette evet. Fakat yazar bu masalsı dili korumak için tercihen kullanmış da olabilir. Yine de Alakarga Kitap’ın iyi işlerinden biri olarak sayabilirim bu kitabı; şiirsel öykü başlıkları da kayda değer nitelikte. 


Yorumlar


Yeni yazılardan haberdar olmak için abone olun

© 2026 Nev Hikaye, Tüm Haklar Sakldır

  • Instagram
  • X

Wixprof web tasarım

bottom of page